GİRİŞ Örnek Maddeleri
GİRİŞ. (a) İşbu doküman, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği hükümleri uyarınca Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ (Turkcell) şebekesi ile İşletmeci şebekesi arasında tesis edilecek arabağlantıya ve ilgili diğer hizmetlere ilişkin Turkcell’in Referans Arabağlantı Teklifi’dir (RAT).
(b) Turkcell, arabağlantı sözleşmesinin uygulanması noktasında taraflarca mutabakata varılan durumlar ile Kurum tarafından yapılan düzenlemeler saklı olmak üzere, İşletmeciye işbu RAT’ta yer alan usul, esas ve ücretlerle arabağlantı sözleşmesi ve arabağlantı hizmeti sunmakla yükümlüdür.
(c) İlgili mevzuat ve/veya Kurum düzenlemeleri uyarınca, RAT’ta, ücretler ve ücretlerin uygulanmasına ilişkin hükümler haricinde değişiklik yapılması halinde; Turkcell İşletmeciye, aksi talep edilmediği takdirde ilgili değişikliğin arabağlantı sözleşmesi kapsamında 10 (on) iş gününü müteakiben uygulanmaya başlayacağı yönünde yazılı bildirimde bulunur. Söz konusu bildirim, Turkcell tarafından, değişikliğin yürürlüğe girmesini müteakip 3 (üç) iş günü içerisinde yapılır.
(ç) Arabağlantı sözleşmesinde, RAT’ta yer almayan hususlara ilişkin hükümler taraflar arasında yürütülecek ticari görüşmelerle belirlenir.
GİRİŞ. Çek, ticari hayatın ihtiyaçlarına cevap verebilmek ve aynı zamanda nakit para taşımanın çeşitli zorluklarını aşmak için kullanılan kambiyo senetlerinin bir türüdür. Çekin düzenlenerek tedavüle çıkarılmasının kişilere yüklediği ağır sorumluluk ve dolaşım güvenliğinin sağlanması için çek için de diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi sıkı şekil şartları öngörülmüştür. Çekin geçerliliğine ilişkin bu şekil şartları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 780 ve 781. maddelerinde düzenlenmiştir. Bir çekin geçerliliğinden bahsetmemiz için ilgili hükümlerdeki şekil şartlarının yerine getirilmiş olması ve çekin geçersiz olmasına neden olacak unsurları taşımamış olması gerekir. Bunun yanında 6728 sayılı “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 70. maddesi ile Türk Ticaret Kanunu’nun çekin unsurlarını belirleyen 780. maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Yapılan değişiklikle çekin taşıması gereken şekli unsurlar arasına banka tarafından verilen seri numarası ve karekod eklenmiştir. Bu şekilde, Kredi Kayıt Bürosu A.Ş. nezdinde isteğe bağlı bir uygulama olarak başlayan karekodlu çek kullanımı zorunlu hale gelmiştir. Diğer yandan, ülkemizde çek uygulaması ve karşılıksız çek durumunda uygulanması gereken hükümler yıllarca eksik görülmüş; bu nedenle sürekli farklı uygulamalar denenmiş ancak bu uygulamalardan bir türlü istenilen sonuç alınamamıştır. Çek Kanunu’nda 2012 yılında yapılan değişiklik ile karşılıksız çek düzenlemesi artık suç olmaktan çıkarılıp idari yaptırıma dönüştürülmüştü. Bu yaptırımın da yetersiz kaldığı ve çek hamillerini yeterince korunmadığı düşünülünce, yine daha önce denenmiş ancak olumlu sonuç alınmamış bir yaptırım tercihine geri dönülmüştür. Bu kapsamda çeke olan güvenin korunması amacıyla 6728 sayılı Kanunun 63. maddesi ile Çek Kanunu’nun 5. maddesinde değişiklik yapılarak çekte karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişiler hakkında öngörülmüş olan idari nitelikteki yaptırıma adli yaptırım eklenmiştir. Bu anlatılanlara ek olarak, kambiyo senetlerine duyulan güveni ve kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyeti düşünülerek İcra ve İflas Kanunu’nda da alacakları kambiyo senedine bağlı alacaklıları koruyacak bazı özel hükümler getirilmiştir. Buna göre alacağı kambiyo senedine bağlı alacaklılar için diğer takip yollarına nazaran alacaklılar lehine daha avantajlı hükümler içeren kambiyo senetlerine özgü takip yolları düzenlenmiştir. Bu takip yollarına başvurabilmek için aranan ilk şart ise şekl...
GİRİŞ. İşbu belge (aşağıda bahsedilen diğer tüm belgelerle birlikte) internet sitesinin kullanımına ve işbu internet sitesi yoluyla ürünlerin satın alınmasına dair hüküm ve koşulları belirler (aşağıda "Koşullar" olarak anılacaktır). müşteri internet sitesini kullanmadan önce Koşulları, Çerez Politikamızı ve Gizlilik Politikamızı (hepsi birlikte "Veri Gizliliği Politikası" olarak anılacaklardır) okumalıdır. Bu internet sitesini kullandığınızda veya internet sitesi üzerinden sipariş verdiğinizde siz değerli müşterimiz, işbu Koşullara ve Veri Gizliliği Politikasına uymak konusunda ▇▇▇▇ ▇▇▇▇ gösterdiğinizi kabul, beyan ve taahhüt etmektesiniz. Müşteri, tüm Koşulları ve Veri Gizliliği Politikasını kabul etmediği takdirde internet sitesini kullanmamalıdır. İşbu Koşullar ve Veri Gizliliği Politikası değiştirilebilir. Bunları düzenli olarak okumak müşterinin sorumluluğudur ve müşteri internet sitesini kullandığında veya sözleşmeyi oluşturduğunda (aşağıda açıklandığı şekilde) yürürlükte olan “Koşullar ve Veri Gizliliği Politikası” müşteri için geçerli olacaktır.
GİRİŞ. İşbu Referans IP Seviyesinde Veri Akış Erişimi Teklifinde dikkate alınan hususlar şunlardır:
1.1.1. İşletmeci, ▇▇▇▇▇ tarafından bir elektronik haberleşme hizmeti yürütmek ve/veya elektronik haberleşme altyapısı kurmak ve/veya işletmek üzere yetkilendirilmiştir.
1.1.2. Türk Telekom, İlgili Mevzuat ve Kurum ile imzalamış olduğu elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin imtiyaz sözleşmesi çerçevesinde Türkiye’de elektronik haberleşme hizmetlerini yürütmeye ve elektronik haberleşme altyapısı kurup işletmeye yetkilidir.
1.1.3. İşbu Referans IP Seviyesinde Veri Akış Erişimi Teklifi, Türk Telekom’un İlgili Mevzuat uyarınca erişim yükümlüsü olması nedeniyle, Tarafların hak ve yükümlülüklerini belirlemek için hazırlanmıştır.
1.1.4. İşbu Referans IP Seviyesinde Veri Akış Erişimi Teklifi, İlgili Mevzuat ve bu mevzuat uyarınca yapılan Kurum düzenlemelerine tabidir.
GİRİŞ. Gerek işveren ve işçilerin yeni ihtiyaçları, gerek sosyal yaşantıdaki gelişmeler ve değişmeler hukuk alanında da yansımalarını yaratmıştır. Gerçekten de teknolojinin gelişmesi, ekonominin çeşitlenmesi, rekabetin artması gibi sebeplerin sonucu olarak klasik çalışma biçimleri, yerini daha esnek çalışma biçimlerine bırakmaya başlamıştır. Kısmi süreli iş sözleşmesi de yaşanan bu gelişmelerin esneklik bağlamında meydana getirdiği bir örnektir2. 2 SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, 19. Baskı, Beta, İstanbul, 2020, s 259; ALPAGUT, Gülsevil, “AB’nde Güvenceli Esneklik ve Türkiye’deki Yasal Düzenlemeler”, TİSK Akademi, C. 3, S. 5, 2008/I, s. 28; EYRENCİ, Öner / TAŞKENT, Savaş / ULUCAN, Devrim, Bireysel İş Hukuku, 9. Öncesinde iş sözleşmesi dendiğinde klasik anlamda tam süreli olarak haftanın tüm iş günlerinde çalışmayı konu alan iş sözleşmeleri anlaşılırken, günümüzde çalışanların zamanlarının tümünü işe özgülemedikleri, haftanın belirli günlerinde çalıştığı veya her iş gününde çalışmakla birlikte olağan günlük çalışma süresi kadar çalışılmayan sözleşmeler de gündeme gelmektedir3. Çocuk bakımıyla ilgilenen ebeveynlerin ya da çalışma ile eğitimini aynı anda devam ettiren öğrencilerin de özellikle tercih ettiği kısmi süreli çalışmalara uygulamada sıkça rastlanılabilmektedir4. Bu çalışma düzeninin iş ve sosyal yaşamı bağdaştıracağı savunulmaktadır5. Kısmi süreli çalışmanın işsizlik sorunu üzerinde pozitif etkisi olacağının beklendiği de öğretide ifade edilmektedir6. Kısmi süreli iş sözleşmesinin kayan iş süreleriyle çalışma, iş paylaşımı, çağrı üzerine çalışma gibi özel görünümlü halleri de mevcuttur. Çalışmamızda yer alan değerlendirmelerin önemli bir kısmı bu tür sözleşmeler için de geçerlidir. Ancak olası karışıklıkların önüne geçebilmek adına çalışmamızda klasik anlamdaki kısmi süreli iş sözleşmesi değerlendirilmiştir. Kısmi süreli iş sözleşmelerinin tipik iş sözleşmelerinden farklılaşan yönleri nedeniyle ücret unsuru da dahil olmak üzere çeşitli hususlarda uygulamanın nasıl gerçekleşmesi gerektiği tartışma konusu olabilmektedir. Çalışmamızda temel ücret, fazla çalışma ücreti, ikramiye ve diğer sosyal haklar, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin ücreti bakımından özellik arz eden hususlar incelenecektir.
GİRİŞ. Özel hukuk sistemimiz kişilerin irade özgürlüğüne sahip olduklarını ve ancak kendi özgür iradeleriyle hak sahibi olabilmelerini ve borç altına girebilmelerini temel bir ilke olarak benimsemiştir1. Bu temel ilkenin borçlar hukuku alanına yansıma şekli sözleşme özgürlüğüdür. Bu ilke sayesinde kişiler özel borç ilişkilerini, hukuk düzeninin sınırları içerisinde yapacakları sözleşmelerle özgürce düzenleyebilmektedirler2. Bu noktada kişilerin işlem (sözleşme) iradelerinin sağlıklı olması ve gerçek iradelerini yansıtması büyük bir önem kazanmaktadır. Ancak çeşit nedenlerle işlem iradesi oluşum ya da açıklama aşamasında sakatlanabilmektedir. Bu sakatlık, iradenin özgür bir biçimde oluşmadığını veya gerçek iradenin özgürce açıklanamadığını gösterir. 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) iradeyi sakatlayan nedenleri “Rızadaki fesat” başlığı altında hata, hile ve ikrah olarak düzenlemiştir (BK m. 23-31). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ise bu hususta “İrade bozuklukları” başlığı altında bir düzenle getirmiş; ancak hatayı “yanılma”, hileyi “aldatma” ve ikrahı “korkutma” biçiminde ifade etmiştir3. Hileyi düzenleyen BK ▇. ▇▇’▇ ▇▇▇▇: “Diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın hatası esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz. TBK m. 36’ya göre ise: “Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Görüldüğü gibi bu iki hüküm arasında dilde sadeleştirme dışında esaslı bir farklılık bulunmamaktadır. Bu iki hükümden yola çıkarak hileyi, bir kimsenin hukuki bir işlem yapmasını sağlamak için onu kasten hataya 1 EREN, 14. Bası, s. 297. 2 EREN, 14. Bası, s. 298; ▇▇▇▇▇▇, s. 19; ▇▇▇▇▇▇▇▇▇, s. 73. 3 Biz çalışmamızda öğretide ve uygulamada yerleşmiş olan eski kavramları kullanmayı tercih ediyoruz. düşürmek şeklinde tanımlamamız mümkündür4. Bir kimseyi hataya düşürmek, onda gerçeğe aykırı bir kanaat uyandırmak suretiyle olabileceği gibi, önceden mevcut olan hatalı kanaatini korumak ve devamını sağlamak suretiyle de olabilir5. Bu durum aktif hareketlerle gerçekleştirilebileceği gibi, karşı tarafı aydınlatma yükümlülüğünün bulunduğu hallerde yalnızca susmak da yeterlidir6. Ancak hangi şekilde gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin karşı tarafı sözleşme yapmaya yönlendirmek için bilerek ve istenerek hareket edilmelidir. Yani hile mutlaka kasta dayanmalı, ihmal bu hususta yeterli olmamalıdır7. Ayrıca hileyle sözleşmenin kurulması arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Hileye maruz kal...
GİRİŞ. T.C. Sağlık Bakanlığı (“İdare”) ile ADN PPP Sağlık Yatırım A.Ş. (“Şirket”) arasında 27/06/2013 tarihinde Kamu Özel İşbirliği Modeli ile Yapılacak Olan Adana Şehir Hastanesine Ait Yapım İşleri ile Ürün ve Hizmetlerin Temin Edilmesi İşine Ait Sözleşme ve ekleri ("Proje Sözleşmesi") imzalanmış olup Proje Sözleşmesi uyarınca Şirket tarafından yürütülecek işletme ve bakım hizmetlerinin tümünün ya da bir kısmının ifası için alt yüklenicilik usulüyle bir üçüncü şahıs yüklenici tayin etme yetkisi Şirket’e tanınmış ve Şirket, ISS İşletme Hizmetleri A.Ş.’yi (“Hizmet Sağlayıcı”) alt yüklenici olarak tayin etmiştir. Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi için Hizmetin sunulması hususunda Pazar Testi sürecinin sonunda mevzuatı gereği Hizmeti yürüten ilgilinin önalım hakkı saklıdır. İlgilinin önalım hakkını kullanmaması durumunda ise söz konusu sözleşme Kazanan Katılımcı ile Hizmet Sağlayıcı arasında imzalanacaktır.
GİRİŞ. Güvenli ve ucuz şekilde tatil ihtiyacı, dünyada farklı şekillerde bir takım sistemlerin oluşturulmasına neden olmuştur. Bu sistemler, ülkeden ülkeye hatta aynı ülke içinde farklılık arz eden bazı uygulamalara yol açmıştır. Her ne kadar bazı farklılıklar olsa da, bu sistemlerin tümünde ortak bir özellik bulunmaktadır. Bu sistemlerin ortak özelliği, hepsinin zamanla sınırlı yararlanma hakkı sağlamasıdır. Bu hak, kimi zaman şahsi kimi zaman da ayni nitelikte karşımıza çıkmaktadır. Ayni hak sağlayan sistemlerde, yararlanma hakkı mutlak bir niteliğe bürünür ve taşınmazla kişi arasına bir kimsenin girmesine gerek kalmadan kullanılabilmektedir. Şahsi hak sağlayan sistemlerde ise bu hak, alacak hakkı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamızda yer yer değineceğimiz devre mülk hakkı ayni hak, diğer periyodik süreli tatil sözleşmelerinin (devre tatil sözleşmesi, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmesi, değişim sözleşmesi ve yeniden satım sözleşmesi) sağlamış olduğu yararlanma hakları da şahsi nitelikte haklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hukukumuzda taşınmazlardan kısmi süreli-dönemsel yararlanma hakkı tanıyan sözleşmelerden olan devre mülk sözleşmesi 23.6.1965 tarihli 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu kanunun yanında bu sözleşmelere 7.11.2013 tarihli 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 50’nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereği, “Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri” başlıklı 50’nci maddesi de uygulanacaktır. Periyodik süreli tatil sözleşmeleri (devre tatil sözleşmesi, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmesi, değişim sözleşmesi ve yeniden satım sözleşmesi) ise, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 50’nci madde- sinde düzenlenmiştir. Bu maddenin son fıkrasına göre; devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti, yeniden satım, değişim sözleşmeleri ve önbilgilendir- menin içeriği, tüketici ile satıcı ve sağlayıcının hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı, ön ödemeli satışlar ile diğer uygulama usul ve esasları yönet- melikle belirlenecektir. Ancak bu hususta henüz bir yönetmelik çıkarıl- madığından, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Geçici 1’nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği, yeni yönetmelik çıkarılana kadar 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a dayalı olarak çıkarıl- mış olan 13.6.2003 tarihli ve 25137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devre Tatil Sözleşmeleri Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönet- melik’in yeni kanuna aykırı olmayan hükümleri de uygulama alanı bul...
GİRİŞ. Kılavuzun Konusu (kullanma kılavuzu, hedef gruplar, hedef gruplarla ilgili yapı)
GİRİŞ. (a) İşbu doküman, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği hükümleri uyarınca TT Mobil İletişim Hizmetleri AŞ (TT Mobil) şebekesi ile İşletmeci şebekesi arasında tesis edilecek arabağlantıya ve ilgili diğer hizmetlere ilişkin TT Mobil’in Referans Arabağlantı Teklifi’dir (RAT).
(b) TT Mobil, arabağlantı sözleşmesinin uygulanması noktasında taraflarca mutabakata varılan durumlar ile Kurum tarafından yapılan düzenlemeler saklı olmak üzere, İşletmeciye işbu RAT’ta yer alan usul, esas ve ücretlerle arabağlantı sözleşmesi ve arabağlantı hizmeti sunmakla yükümlüdür.
(c) İlgili mevzuat ve/veya Kurum düzenlemeleri uyarınca, RAT’ta, ücretler ve ücretlerin uygulanmasına ilişkin hükümler haricinde değişiklik yapılması halinde; TT Mobil İşletmeciye, aksi talep edilmediği takdirde ilgili değişikliğin arabağlantı sözleşmesi kapsamında 10 (on) iş gününü müteakiben uygulanmaya başlayacağı yönünde yazılı bildirimde bulunur. Söz konusu bildirim, TT Mobil tarafından, değişikliğin yürürlüğe girmesini müteakip 3 (üç) iş günü içerisinde yapılır.
(ç) Arabağlantı sözleşmesinde, RAT’ta yer almayan hususlara ilişkin hükümler taraflar arasında yürütülecek ticari görüşmelerle belirlenir.
